22 Ocak 2011 Cumartesi

HOŞÇAKAL...

   Nerede kaybetmiştim. Ne zaman yırtık ceplerimden düşmüşlerdi umutlarım bilmiyorum. Henüz farkettim yokluğunu.. Geç kaldım belki. Hayatın akıntısında sürüklenirken tutunacak bir tek dal bile bulamadığımda anladım. Elimi tutan o sıcak pamuk elin ölüm soğukluğuna dokunduğumda, ölümün yüzünde bıraktığı o soğuk beyaz rengi öptüğümde anladım. Yüzündeki pamukları öptüm.. Çakır gözlerini.. Sonra kapadık perdelerini yeni hayatına açabilsin diye.. Selasını dinledim parlayan güneşin gözlerine bakarak sordum gökyüzüne 'neden?' diye.. Gülümsedi sadece.. Ya gidişi.. Kapıdan çıkacağı sıra kaybettim kendimi.. Hıçkırıklar kesik kesik nefesimde boğuldu.. Giderken son defa hoşçakal diyebilmek için koştum ardından boğazıma takıldı kelimeler.. Genzimi yaktı... Gözlerimdeki  bulutlar yağmurlarını döktü elmacıklarıma... Yüreğim haykırdı sonra:
    HOŞÇAKAL Dedem, Pamuğum, Babam, Oğlum... HOŞÇAKAL...     (sessiznehir)


3 yorum:

  1. Kank süper olmuş yüreğine sağlık.
    acılar en büyük ilham kaynağı bunun kabiliyetle alakası yok işte görüyorsun.Acı varsa kelimeler senden önde gidiyor.Benim yaptığım sadece bu işte...
    Allah rahmet eylesin "hepimize"

    Ölüm sıcaklığın soğuk yüzü...
    Tuhaf...
    Hem güzel hem kötü...
    Bir anlam bile yükleyemiyorsun.
    rengine gri bile diyemiyorsun mesela...

    YanıtlaSil
  2. nasıl başka renkle özdeşleştirebilirsin ki.. kefenin rengi bile beyaz.. mezar taşları beyaz çoğunlukla.. bırakılan karafiller bile beyaz..

    YanıtlaSil
  3. gözde seni izlemeye alamıyorum yaaaaaaa:(

    YanıtlaSil